çeviri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
çeviri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Mart 2013 Pazar

Efsane - Kurt Çocuk




 "Şu yeryüzünde cehennemi andıran bir yer varsa,
bil ki ben oradan geliyorum."

Bendeniz, Hilseim'li Aelred, hafızamda yer etmiş anılar
ve hayatta kalan birkaç kişinin tanıklığıyla birlikte sizlere,
mutlak güce sahip olmak için yanıp tutuşan birkaç insanın
sebep olduğu dramatik olayları aktaracağım.

Ki, bu olaylar neticesinde, Halsbourg'lu Tristan
Avare Şövalye adını aldı. 

 Uzun zamandır yazmak istediğim ama bir türlü fırsat bulamadığım konu. Prestij Kitap adına yaptığımız çizgi roman çevirisinden 5 bölümlük bir seri. Kitabın yazarı ve çizeri Belçikalı Yves Swolfs. Efsane orta çağ döneminde bir düklükte olan olayları ele alıyor. 'Kurt Çocuk' isimli ilk bölümde karakterleri tanıyor ve baş karaktere neden 'kurt çocuk' denildiğini öğreniyoruz. 

Aynı yazardan 'Durango' serisinide çevirmekteyiz. Yakın zamanda onlarada kısa bir tanıtım yaparım kısmetse. Öteki Sinema sitesinde çok güzel bir yazı yazmışlar, burayada bir göz atın derim :)



11 Şubat 2010 Perşembe

Upperdog (2009)



Resmi mükemmel kılan çocuğun duruşundaki
ihtişam. Asla boyun eğmeyecek.

Sezgilerine güvenmen çok önemli.
Bu ne kadar doğru olduğunu gösteriyor.

Ben de öğrenciyim.
Norveç'lilerin davranışlarını araştırıyorum.
Norveç halkı genel anlamda kasvetli bir ruh halindeler.
İçten içe acı çekiyorlar. Ve serttirler,
aynı parklardaki heykeller gibi. Bazıları da çıplaktır.

Baba olacağım. Bir kız babası.
O minik kalbin çarpmasını duymak çok tuhaf bir his.

Bir ablam olduğunu bana neden söylemedin?
Bir ablaya yetecek kadar yer yok muydu yani?



IMDB
çeviri: Gülfem Aybike

altyazi: http://divxplanet.com/sub/m/23458/Upperdog.html
http://www.divxforevertr.com/index.php?act=subz&CODE=03&id=107703




13 Ocak 2010 Çarşamba

blogda ki filmler

Çevirilerim hakkında ara sıra mail aldığım için ve bazı çevirdiklerimi bu blogda da tanıttığım için; tanıtım videolarıyla, çevirdiğim çarpıcı satırlarla veya şiirlerle, film hakkında açıklama veya yorumlarla.. bunların hepsini bir sayfada toplamanın iyi olacağını düşündüm, hem başkası hem de kendim aradığımda kolaylıkla bulabilelim diye.



Efter brylluppet (2006)
After the wedding - Düğünden sonra

Tummien perhosten koti (2008)
the home of the dark butterflies - Kara kelebeklerin evi

Oorlogswinter (2008)
Kış ayazında savaş - war in wintertime

Bi-mong (2008)
Dream - Rüya

99 Francs (2007)

Gake no ue no Ponyo (2008)
Ponyo on the cliff - kücük deniz kız Ponyo


Zwartboek (2006)
Black book - Kara kitap

Hakase no aishita sûshiki (2006)

Profesör ve denklemi

Jeux d'enfants (2003)
Love me if you dare - cesaretin var mı aşka

Ben X (2007)

8 Eylül 2009 Salı

ceviriler hakkinda :)

Ben x filmine yaptığın çeviri için sana minnettarım...Sayende böyle güzel bi yapıt'ı, anlayarak izledim...Çok teşekkür ederim. Hoşçakal.
***
Het was een film, die eerste 20 jaar van mijn leven in beelden heeft gebracht...Ik ken dat helemaal.. eenzaamheid..machteloosheid..en altijd een troost zoeken bij.. naasten.. dieren.. zee... nacht.. sterren.. Continu een denkwijze van BenX, Ben NiX..en het achterliggende gedachte die je uiteindelijk het spoor laat volgen tot de dood..dan volgen de ongeslaagde pogingen tot plegen van zelfmoord..

Ik ben uw zeer dankbaar voor ondertiteling van deze film...Men heeft nu het verhaal vanuit de ogen van diegene gezien die geplaagd werd.. Ik geloof er heilig in dat deze film zeer zeker de denkwijze..gedrag.. van meesten zal veranderen...!

Cok guzel bir ceviri idi.. simdi insanlar anadilde flamenkce olan bir filmi sizin sayenizde anliyabilecekler...tekrar emeginize saglik.
****
Ben-x'i izledim yeni. O kadar güzeldiki...
Bir filmi,sanat eserini Türkçe'ye öyle güzel aktarmışsınız ki, çeviriniz filmin güzelliğine güzelik katmış. Film biter bitmez mail adresinizi gördüm ve hiç beklemeden Türkiye için geç bir saat olsa da hemen mail atmak istedim.Teşekkür etmek için.

Çok güzel filmlerin çevirilerini yapmışssınız, özenle seçtiniz, sanırım. Çoğunu izledim ama izlememiş olduğum filmler de var, en kısa zamanda onları da izlemeye çalışacağım.
****
BenX filmini izledim az önce bi arkadas tavsiyesi ile ve alt yazıyı cevirip bize anlayarak izleme imkanı sagladıgın için teşekkür etmek istedim.. Sana ait bi blog site yada mekan varsa diğer çevirdiğin filmleri de izlemek isterim.. Çünkü film seçme konusunda gayet zevkli birisin anlasılan..
****
selamlar.. filmi geçte olsa izledim alt yazısında senin çevirini kullandım . çok güzel olmuş ellerine sağlık. aslında ben filmi ingilizce pratiği yapma amaçlı almıştım ama farklı bir dille karşılarştım.. onu soracaktım.. baya ingilizce kelime kullanıyorlar ama filmin asıl dili nedir acaba?
****
nette fılm izlemek istedım sağa sola tıkladım netıcede bı yere vardım ve bır sıtede ben x filmini izledim...dili ne bakmadım ama pek de duydugumuz bir dil değildi...buna ragmen bence super cevırmışsın..en azından psikolojık bir filmin replıklerı çok onemlıdır ve ben fılmı anladım gibi.. fılmın sonunda bu adres vardı teşekkür edeyım dedım. her işinde başarı dilerim. hoşçakal
****
Az önce sizin altyazısını yazdığınız (en azından ben öyle olduğunu sanıyorum) BenX adlı filmi izledim. Kurgu, teknik, konu ve işleniş bakımından izlediğim en güzel filmlerden biriydi. Dili de İngilizce olmadığı için çeviri yapacak kişi de azdır büyük ihtimalle. Bu işi üstlenip benim böyle bir filmle tanışmamı sağladığınız için teşekkür ederim. Emeğinize sağlık... Saygılarımla.
*****
Rüya filmi için teşşekür etmek sitedim.Kim Ki-Duk un filmlerini çok
seviyorum ve ne zamandır alt yazısı beklyiroum bu filmin.Bugun
izledigim ve sana da teşşekür etmek istedim.Emeğine sağlık.
****
Merhaba, Kim Ki Duk'un siz tarafından çevrilmiş filmini az önce izledim ve gerçekten size teşekkür etmek bir zorunluluk. Siz olmasaydınız kendi bu ruh halimle özdeşleşen filmi izleyemeyecek ve çıkarımlarda bulunamayacaktım.
elinize sağlık.
***
Ben bi-mong'u izledim. Sonunda (dream) sizin mail adresinizi görünce aklıma geldi. Belki yardımcı olabilirsiniz diye düşündüm. Ben Kim Ki-Duk'un filmlerini arıyorum. Torrent sitelerinde bulamadım. Acaba sizin önerebileceğiniz bi adres var mıdır?
****
Slmlar.. BenX' in çevirisi için teşekkür ederim. Hata yok ve senkronizasyon çok iyi. Başka çeviri yaptınız mı? Altyazılarınızın olduğu bir site var mı? Varsa yazar mısınız?
***
Sevgili arkadaş, Uzun bir süredir yaptığın film altyazı çevirilerini takip ediyorum.
Gerek Türkçe imla kurallarına uygun yaptığın çeviriler gerekse orijinal İngilizce metne olan bağlılık ve mota mot olmayan düzgün çevirilerin için teşekkür ederim.

Ellerine sağlık.
***
Bu akşamda yine senin emeğinle Oorlogswinter filmini izledim güzeldi. İnşallah daha çoook teşekkür edicem sana. Hayatta başrılar..
***
Bu muhteşem filmi, çevirilerin ile bize izlettiğin için teşekkürler.
BenX filmini kolay kolay unutamıyacağım galiba...
***
yi günler ben bir japon dizisi seyrettim baştan sona hatta özel bölümüne kadar , amaç dilde ve japonların sosyal hayatlarında nasıl olduklarına dair bilgi edinmemdi. Siz nerelisiniz ? Mrk ettim (: ... Japon 'mu yoksa Türkiyeli mi ve adınız nedir. Cevabınızı bekliyorum

--- Wakarimachita ... Netten araştırdım Türkiyeli olduğunuzu öğrenmiştim.
Kaç dil biliyorsunuz bu arada gülfem abla. Japoncaı nasıl öğrendiniz ?
***
99frank filmini o kadar güzel çevirmişsin ki, izlerken başımız döndü...

--- japon, rus ve ingilizce filmleri görüyorum listede. bu dilleri de tercüme edecek derece bilmene şaşırdım doğrusu :)

****
Çevirileriniz www.animefreak.tv de ki animelerde yayınlanıyor. Lakin yaptığınız iş gerçekten çok güzel ellerinize sağlık.
Bu çeviri işlerini neye göre yapıyorsunuz? İzlenme durumuna göre mi yoksa isteğe göre mi?
****
örneğin I am sorry, I love you.. bi kaç tane filmde daha siz çevirmiştiniz..
en son izlediğim koma dizisindede ortak çalışma yapmışsınız...
:))
bende de bir kore filmleri hastalığı başladı... her gece 3-4 tane film izliyorummm...
çoğu çeviride sizin isminizi gördüğüm için merak ettim nereli bu aybike ne yer ne içer... bu filmleri nereden bulur diee :)))

şaka bir yana gerçekten sizinle tanıştığıma çok memnun oldum ...

***
Ponyo'nun alt yazısını sizmi çevirdiniz. Eğer siz iseniz çok teşekürlerrr..
Hayao Miyazaki hayranıyım. Bu filmi merakla bekliyordum. Malesef elimdeki kopya pek iyi değil ama olsun diyorum. İlk sizin tercümenizle seyrediyorum.
***
Selam.
Oseam animesini güzel çevirin yardımı ile izledim.
Altyazı için teşekkürler.
Bu animenin OST var mı? Varsa nasıl bulabilirim.
Şimdiden teşekkürler.
****
"im sorry i love u" isimli kore dizisini izliyorum da altyazi cevirisini yapmissin sanirim gercekten bayildim diziye emeginden dolayi tesekkur etmek istedim


Gülfem Aybike

21 Haziran 2009 Pazar

Efter brylluppet



Bunu gösterebilmek için bir video

görüntüsünden daha fazlası gerekiyor
Mumbai'da fahişelik yapan bir milyonu aşkın çocuk var.
4-5 milyon kadarı da yetersiz besleniyor.
Sonra, her gün farklı sebeplerden ölen çocuklar var.
İmkânımız olsa, cüzi bir parayla alabileceğimiz ilaçlarla
enfeksiyon gibi hafif hastalıkları kolaylıkla önleyebiliriz.

Neden düğüne beni de çağırdın, Jörgen?
O kişinin ben olduğumu biliyordun.

Ama dünyada olup biten her şeyi
kontrol altında tutamayız.

Bana neden kendin söylemedin?
Neden bana yalan söylemeye devam ediyorsun?
Bir gün ansızın öldüğünde üzülmeyecek miyim sanıyorsun?

40 yaşıma bastığımda söylemeyi
beceremediğim o kadar çok şey vardı ki.
Bu süre içinde çok şey değişti
ve müsaade ederseniz değerli vaktinizin
10 dakikasını çalmak istiyorum.
Çünkü öyle. Vakit çok değerli.
Saçıma düşen aklar bana bunu öğretti.

Anna, lütfen ağlama. Şimdi ağlamanı istemiyorum.
İçin yanacak, eminim ama bu da geçecek,
her şeyin geçtiği gibi.

Dünyada ilerlemek istiyorsanız,
seçim yapmak zorundasınız.

Efter brylluppet (2006)
imdb

Düğünden Sonra



12 Mayıs 2009 Salı

Kara Kelebeklerin Evi


Ama denemeye devam etmeliyiz. Her zaman.
Böylece imkânsız olan şeyler gerçekleşebilir.
Bunu aklından sakın çıkarma, Juhani.

Hastasın ama iyileşeceksin.
Geçmişi unutmadan asla düzelemezsin.
Geçmişe takılı kaldıkça,
o da seni asla rahat bırakmaz.

Bu mektupta ne yazıyorsa yazsın,
unutmaman gereken bir şey var.
Hayatı asla hırçın karşılama. Ne kendi
hayatını, ne de başkasınınkini zorlaştırma.
Hayatı günbegün yaşamaya çalış.
Kendine acımak ve kendini
aldatmakla hayatını heba etme.

Yenilgiye uğramış olanlar,
kendi ayakları üzerinde duramazlar.
Her şeyin bittiğinin farkına varırlar sadece.
Yaşadıkları sürece.

İyi ki başka türlü insanlar da var;
hayatta kalabilenler.
Bunlar asla yenilmezler.
Juhani, sen onlardan birisin.
Her şeye rağmen uçmasını öğreneceksin.
Hastasın ama merak etme, iyileşeceksin.




"Kara Kelebeklerin Evi", çocukluğunda yaşadığı travmatik olayı atlatmayı başaramayan 14 yaşındaki Juhani'yi konu almaktadır. Hüsranla sonuçlanan pek çok bakıcı aile deneyiminden sonra ıslah evi olan bir adaya gönderilir. Juhani bu adada bağışlamayı ve sorumluluğu öğrenmektedir. Günün birinde bakanlık, ıslahevine yaptığı para yardımını kesmek ister ve müdür bir ipek böceği projesiyle adayı kurtarmayı planlar. Ama işler hesaplandığından çok daha farklı bir yönde gelişmektedir...




14 Nisan 2009 Salı

Oorlogswinter



1972 yılında Jan Terlouw'un yazdığı "Oorlogswinter" filmi geçen sene beyaz perdeye uyarlandığında sinemada izlemeye gitmiştik. Film ve edebiyat konusunda Hollanda pek zengin sayılmaz, ama eğer söz konusu İkinci Dünya Savaşıysa, muazzam eserler sergileyebiliyorlar. Oscar ödülleri alan veya aday olan filmlerde genelde bu tarzdır, misal vermek gerekirse; de Tweeling (Tessa de Loo'nun kitabı), de Aanslag (Harry Mulish'in kitabı), Zwartboek ve Karakter (F. Bordewijk'ın kitabı) gibi.

Oorlogswinter savaşın son aylarını anlatmakta. 1944/45 kışı en zor şartlar altında geçmekte. Her yerde kıtlık ve açlık var. Hollanda genelinde o kış 20 bin insan açlıktan ve savaş koşullarından ölmüştür. İşte filmimizde Veluwe bölgesinde, Zwolle yakınlarında, IJssel nehrinin bir ucunda bulunan bir köyde geçmektedir. Michiel belediye başkanının oğludur ve kaldıkları köy Alman askerleri tarafından işgal edilmiştir. Bir akşam bir İngiliz uçağı düşer ve Michiel arkadaşıyla harabeyi incelemeye ormanın içine dalar.. Daha sonra olaylar peş peşe gelişmektedir. Ben filmi fazla açıp, izlemek isteyenlerin hevesini kırmak istemiyorum.



Çevirme sebebim sırf Hollanda filmi olmasından dolayı değil, eğer çevirilerimde tek o kriteri seçmiş olsaydım 2008 Oscar adayı olan Dunya&Desie filmini çoktan çevirirdim. Ama dediğim gibi savaş filmlerinde ne kadar başarılıysalar, komedi flimlerinde de o kadar berbatlar (bence). Çocukluğumda, işte ilk okulu bitirdiğim sıralar en sevdiğim yazar Thea Beckman'dı. Ama bu romanı da okudum elbette. Eski günlerin anısına, üstelik filmi sinemada izleyip beğendiğim için "anadilden" çevirmem gerektiğini inandım. Malum çocuk romanı, filmin dilide, romanın dilide o bakımdan basit. Basit olmasına rağmen Michiel'in dünyasına girip, onun gözlerinden savaşı izliyoruz yakından. Ben duygu bakımından dibe burmayı severim.. Hüzün de, mutluluk da yeri geldiğinde kanımda ve hücrelerimde dolaşsın ve benliğimi sarsın isterim, ama bana bunu yaşatacak çok ender filmler var. Elbet bir de o an hangi ruh haliyle izlediğimiz önemli..



Her çeviride yeni şeyler öğrenmek gerçekten çok güzel. Yani ben en azından her defasında yeni bir şeyler öğreniyorum. Gerek film açısından, gerek altyazı hazırlama ve teknikleri açısından, gerekse filmin konu aldığı olaylardan, kişilerden. Bu filmin altyazı hazırlama işlemi ve dil konusunda zorluk çekmedim. Ama.. ama "Oorlogswinter"ı bir türlü uygun şekilde Türkçelendiremedim. Yani kuru kuruya "kış da savaş" veya "savaş da kış" demek çok basitce geldi. Hani yukarıda da bahsettiğim gibi 44/45 kışı çok zor şartlar altında geçmiş, bu sebeple daha vurucu bir isim olması kanısındaydım. Divxforever'deki arkadaşların sanırım biraz başlarını ağrıttım ama.. her zaman derim "paylaşmak güzeldir" diye. El birliğiyle, gerçi biz tercih ettik, belki uygun olmasa da ben "Kış Ayazında Savaş" isminde karar kıldım. Beğenerek izleyeceğiniz hoş bir film, umarım hakkını verebilmişimdir. İyi seyirler..



21 Mart 2009 Cumartesi

Slumdog uzerine

Bundan birkaç hafta önce sinema keyfi yapalım dedik ve Slumdog Millionaire filmini seçtik. İzlediğimiz zaman Oscar'lar dağıtılmışmıydı bilmiyorum. Zaten genelde popülist şeylerden uzak durmaya çalışırım. Herkesin izlediğini, herkesin gördüğünü görmem gerekmiyor. Ancak ilgimi çekecek ki, yada bu şekilde kafamıza estiğinde o an izlemek istediğimiz saate denk gelecek ve gideceğiz.. Doğruyu söylemek gerekirse film hakkında fazla bir bilgim yoktu, hani konusu nedir, kimdir, nasıldır bilmiyordum. Ve beklentim olmadan izlemeye koyuldum..

Eskiden burada Türk televizyonları yoktu. Gerçi o zamanlar Türkiye'de de sadece TRT vardı. Ama Den Haag'da, Rotterdam'da videocular vardı. Yeşilçam eserlerini ve özellikle Hint filmlerini kiralıyordu. Bir dönem herkes gibi bizde bunun müptelası olmuştuk. O zamanlar onun Bollywood olduğunu dahi bilmiyorduk. Sanırım bizim aile yapısına, saygi ve sevgimize benzer değerlerde olduğu için filmler rahatsız olmuyorduk dinsel öğeler ön plana çıksa bile. Hani eskileri diyorum, şimdilerde hiç hint filmi izlemiyorum. Biliyorum ki eskisi gibi asla olmayacak.. Ama o zamanlar belki Hindistan'da olduğu kadar, buralarda da bir Amitabh Bachchan hayranlığı vardı. Adamda öyle bir boy pos vardı, öyle bir ses, ki ruhun derinliklerinde dahi yankılanan, mimikler olsun, dans hareketleri olsun, giydiği her şeyin üstünde fevkalade durması olsun, hayran olmamak elde değildi zaten. Slumdog filminde onun eski halini ekranda görmek, beni de o eski zamanlara götürmüştü. Aslında o an hissettiklerimi kelimelere dökmek biraz zor.


Film hakkında sanırım çok yazıldı, çok konuşuldu.. ben hiçbirini takip etmedim :) etme gereğide duymuyorum hala. Konuşanlar Hindistan'ı ve/veya Hintlileri ne kadar tanıyor ki? Şimdiye kadar gerçek bir Hindu ile konuşmuşlar mı? Holi bayramında atılan boyalar altında eğlenen insanları görmüşler mi? Diwali orucunu hiç duymuşlar mı? Naan ekmeği veya Roti yemişler mi? Pek sanmıyorum. Yine de herseyi ve herkesi biliyormuşuz gibi illaki yorum yapmaktan çekinmiyoruz işte :) Filmin Hindistanda geçmesi Bollywood usulü olur diye beni endişelendirmişti. Dediğim gibi eski tadı olmayacağından ve o tarz bir film izlemek istemediğimden biraz huzursuzlanmıştım. Malum güzel veya hüzünlü bir sahneden sonra dans pozisyonuna geçip, arkadan rengarenk sarilere bürünmüş danscılarla birlikte oynamaya ve şarkı söylemeye koyulmalarını istemiyordum. Öylede olmadı zaten.. Filmin kurgusu ve sinematografisi o kadar mükemmel bir şekilde işlenmişti ki, hiçbir şeklide sıkmadan kendini izlettiriyordu..

Aşkının peşinden koşmak, doğru bildiğinden şaşmamak, su testisinin su yolunda kırılması, Üç Silahşörlerin konuya işlenmesi.. ve benim için filmin en önemli olan yeri, gözyaşlarıma mani olamadığım son sahnesi. Hayır kuru kuruya öyle bir birleşme, öyle bir sevgiliye dönüş değildi orası. Hayır, birbirine ait iki ruhun tekrar çarpışması değildi o. Ve hayır senelerin hasretini bir buse ile betimlemesi de değildi. O benim kendi hayatımında bir sahnesiydi. O benimde hissettiğim bir özellikti ve inanıyorum ki o anın, o buluşmanın büyüsü değildi beni duygulandıran, hayır, hayır, bizzat kendi yaşamamdı, kendi yaşadıklarımız!


Evet, filmi herkes izlemeli ve nasıl bir dünyada yaşadığımızı görmeli
ve daha önemlisi halimize şükretmeli :-)

5 Ocak 2009 Pazartesi

Cevirilerim

Merhabalar,

öncelikle herkese 2009'da saglikli ve mutlu günler dilerim :) Umarim hepimiz için hayirli bir sene olur. Hedeflerimize ulastigimiz nice güzel günlere :) Ilk olarak ne yazsam, ne yazsam diye dusunuyordum, simdiye dek yaptigim çevirileri bir yazayim hele dedim. Arada unuttuklarim var mi bilmiyorum ama simdilik bu kadar:
  • FILM
1- A Walk to Remember (2002) - USA
2-
Oseam (2003) - G. Kore
3-
Fanfan (1993) - Fransa
4-
De Tweeling (2002) - Hollanda
5-
De Zaak Alzheimer (2003) - Belçika
6- Leef! (2005) - Hollanda
7- Jestem (2005) - Polonya
8-
Kolya (1996) - Çek cum.
9-
Unmei janai hito (2005) - Japonya (+fjall)
10-
Life as a House (2001) - USA
11-
Elsker dig for evigt (2002) - Danimarka
12-
Kammerflimmern (2004) - Almanya
13-
Be with me (2005) - Singapur
14-
Gaeulro (2006) - G. Kore (+fjall)
15-
Solntse (2005) - Rusya
16-
Razone (2006) - Danimarka
17-
Zwartboek (2006) - Hollanda
18-
Otets i syn (2003) - Rusya
19- S Diary (2004) - G. Kore
20-
Yeonae-sulsa (2005) - G. Kore (+fjall)
21-
Jeux d'enfants (2003) - Fransa (+hotaru)
22-
Ben X (2007) - Belçika (dinleyerek)
23-
Yonguijudo Miss Shin (2007) - G. Kore (redaksiyon)
24-
Hakase no aishita sushiki (2006) - Japonya
25-
Our Finest Hour (2008) - G. Kore (redaksiyon)
26- Gake no ue no Ponyo (2008) - Japonya
27-
Hana Kimi special (2008) - Japonya
28 -
99 francs (2007) Fransa
29- Kunsten at grade i kor (2006) Danimarka
30- Kung Fu Panda: Secret of the furious Five (2008) USA
31- Der Rote Baron (2008) Almanya (Navyblue ile)
32- Peur(s) du noir (2007) Fransa
33- Bi-mong / Dream (2008) G. Kore
34- Tummier perhosten koti (2008) Finlandiya (çeviri asamasinda)
35- Taiyo no kizu (2006) Japonya (sarangni aktivitesi yapilmakta)
  • DIZI
Married... with children 1. sezon, 7 bölüm
Married... with children 2. sezon, 21 bölüm
Boogiepop Phantom (2000) 9 bölüm (anime)
Vision of Escaflowne (1996) 4 bölüm (anime)
Fruits Basket (2001) 24 bölüm (anime)
Chrono Crusade (2004) 24 bölüm redaksiyon (fjall ile)(anime)
Hana Kimi (2007) 3 bölüm çeviri, 12 bölüm redaksiyon
Özür dilerim, ama Seni Seviyorum (2004) 7 bölüm
Full House (2004) 1 bölüm
Onegai Teacher (2002) 1 bölüm

28 Aralık 2008 Pazar

midori



Kalbimin tek bir atışı,
Bir iç çekişiyle bile gerçekleşen bir dilek.
Sana bakmak bile dolduruyor içimi sıcak bir duyguyla.
Kusur araraken bir yandan ödlekçe bir aşkta.

Senin o sakar şefkatin olmasa.
Kendime saklarım uçuşan gözyaşlarımı.
Hepsi hızla akıp geçse de, sadece bu taşan duygulara inanıyorum.
Bir gün senin için özel olmayı, beni tüm kalbinle sevmeni istiyorum.

Kulağımda çınlayan melodi sana ulaşırken,
Dans ediyor kalbim gök kuşağının renkleriyle.
Sımsıkı tutun bu sevgi dolu günlere...


Midori no Hibi - wikipedia


2009'da kismetse uzun soluklu ama bir turlu ucundan tutamadigim,
yarim kalmis bu guzel ve guzide animeyi "baslayip" bitirmek istiyorum :)
Yukaridaki iste açilis sarkisidir efeem..
yardimci olan 2 gúzel insana da buradan tesekkurler.
Bu arada "midori" yesil demektir, ondan kizimizin saçi yesil :)

26 Aralık 2008 Cuma

Karanlik korkusu

Dünyanın tükenmesine katkıda bulunmaktan korkuyorum.
Buna manı olamamaktan da korkuyorum.
Ne yapacagımı bilmiyorum.
Hiçbir şey yapmadığım için korkuyorum
ve korktugum için hiçbir sey yapamıyorum.
Ama kesinlikle bir şey yapmalıyım!
Kafamın içi basit korkularla dolu.
Etrafımı çeviren ve bana eşlik eden
keskin uçlu korkular.
Sinmemi sağlayan korkular!
Yaşamak mı? Evet ama nasıl?

Bir gün okuldan eve döndügümde

uzun ve güzel saçlarını kestiğini fark ettim.
Sonumuzun yaklaştığını o an anlamıştım.
Hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağını biliyorum.
Sonsuza dek her şeyin biteceğini biliyorum.
Ama beni hâlâ sevmesini çok isterdim.
En azından seviyormuş gibi görünmesini..

Sıradanlıktan korkuyorum.
Sıradan olmaktansa, sıfır olmaya razıyım.
Fark edilmemek, hiç iyi bir kader degil.

"Hajime Hajime, neredesin Hajime?
Aramıza bir yabancı geldi..."


Tür : Animasyon / Korku / Gizem
Yönetmen : Blutch , Marie Caillou , Pierre Di Sciullo , Jerry Kramski ,
Lorenzo Mattotti , Richard McGuire , Michel Pirus , Romain Slocombe
Senaryo : Blutch , Charles Burns , Michel Pirus , Pierre Di Sciullo , Romain Slocombe
Müzik : Laurent Perez
Yapım : 2007, Fransa , 85 dk.


İnsanoğlunun fobi ve korkuları uçsuz bucaksız. Karanlık korkusu, yalnızlık korkusu, kan korkusu, şeytan korkusu diye liste uzar gider. Fransız yapımı animasyon korkularımızla yüzleşmemizi sağlıyor. Farklı animasyon tekniklerine sahip siyah beyaz kısa animasyonlardan oluşan çalışmanın kadrosunda ünlü çizgi romancı Charles Burns de var.

Dünyanın en gözde altı grafik sanatçısı ve çizeri kâbuslarına hayat üflediler, korkularının temeline indiler ve kâğıt üzerindeki çizimlerini sinema perdesi için canlandırmayı kabul ettiler: Her biri kendine özgü üslubuyla, renkleri ancak ışığın çıplaklığını ve gölgelerin zifiri karanlığını yakalamak için taşırarak... İç içe geçmiş hikâyeleri, fobilerin, tiksintinin ve kâbusların ete kemiğe büründüğü, benzeri görülmemiş bir destana dönüşüyor.

23 Aralık 2008 Salı

Bi-mong



















Her rüya bir hatıradır.
Rüya aracılığı ile sırf doğum hatıralarını değil
birçok geçmiş nesli de görebilirsiniz.
Bir rüya, insanın gelecek korkusu da olabilir.

Benzer şeyleri farklı yollardan yapıyorsunuz.
Sen eski sevgilini rüyalar aracılığı ile görmek istiyorsun.
Sen de uyurgezerliğinle kendini eski sevgiline götürüyorsun.
Senin mutluluğun onun felaketi olacak.

Birbirinize aşık olmaya ne dersiniz?
O zaman rüyalar yok olur
ve uyurgezerlik de düzelir.
Rüyanın sınırları yoktur.
Korkunç bir felâket getirebilir.
Bunu sakın unutmayın.

Uyumak üzereyim.
Gözlerimi açık tutamıyorum.
Kötü bir rüya görürsem,
benden nefret etme.

Uyumak, ölmek gibi değil.



Bi-mong/Rüya (2008) - altyazi
imdb

Jin, gece gördüğü kabusta bir trafik kazasına tanık olmuştur. Uyandıktan hemen sonra kabusta gördüğü mekana giden Jin, burada kısa bir süre önce gerçekten de bir kazanın olduğunu öğrenir. Jin, polisi olayın şüphelisinin evine kadar izler. Şüpheli Ran suçlamaları reddetmekte ve bütün gece uykuda olduğunu iddia etmektedir. Polis Ran’ın ifadesini ciddiye almaz ve onu tutuklar. Jin, ikisi arasında açıklanamaz bir bağ olduğuna ikna olmuştur. Ran, uykusunda Jin’in rüyalarında gördüklerini gerçekleştirmektedir.

Girift, incelikle örülmüş öyküler yaratmadaki ustalığını yeni bir seviyeye taşıyan Koreli usta Kim ki Duk önceki eserleri kadar yankılara gebe ve cüretkar yeni filmi “Rüya”da düşler ve gerçeklik arasındaki sınırları bulanıklaştırıyor.

Aybike'den ek: esas oglanimiz bir Japondur. Kim-ki Duk filmlerinde iletisim kopuklugunu isler, sembolizmin ve dinsel ögelerin haricinde, renkler ve muzik uyumunu da sakin unutmamali.. Erkek film boyunca Japonca konusmaktadir, diger oyuncularsa Korece (eh artik uzak dogu çevire çevire kim hangi dilde konustugunu anlayabiliyoruz artik :P ) Filmi izlerken 2 farkli dilde konusuldugu anlasilmiyor, oyuncular bunu iletisim kopuklugu olmadan çok guzel islemisler


14 Aralık 2008 Pazar

99 Francs



Son teslim tarihi olan her şey gibi

insan da bir ürün sayılır.

Ayda 75.000 Frank karşılığında,
hayatımı sizi kandırmakla geçiriyorum.
Birikimlerinizi bir araya getirip
hayalinizdeki arabayı alana kadar
modasının çoktan geçmiş olmasını sağlıyorum.
Sizi kösteklemeyi her daim başarıyorum.
Kafanızın içine girip, sağ beyninize işliyorum.
Arzularınız artık size ait değil.
Benimkileri size empoze ediyorum.

Kokainsiz hayat onun için yeni bir keşifti.
Başkalarına göre televizyonsuz bir hayat gibi diyebiliriz.
Her şey çok yavaş ilerliyor ve çok çabuk sıkıntı veriyordu.
Belki de dünyayı kurtaracak olan sırrı kendine açıklıyordu:
"Can sıkıntısını kabullenmek."

30 saniyelik insan beyninin fiyatı
ne kadar biliyor musunuz?

Her yıl, dünya çapında reklama ayrılan bütçe 500 milyar dolar artıyor.
Bir BM araştırmasına göre bu miktarın sadece %10'nun dünyadaki
açlığı yarıya düşürmek için yeterli olacağını ortaya koymuştur.

Frédéric Beigbeder’in 99 francs İsimli Romanından:
Reklâmcıyım. Kâinatı kirletiyorum. Ben size pis şeyleri bile satan adamım. Asla sahip olamayacağınız o şeylerin hayalini kurduran... Photoshop'ta rötuşlanmış kusursuz bir mutluluk... Kılı kırk yararak oluşturulmuş görüntüler, moda müzikler. Zar zor biriktirdiğiniz paralarla, son kampanyada itelediğim rüyalarınızın arabasını satın almayı başardığınızda ben onu çoktan demode etmiş olacağım. Sizi yenilik bağımlısı yapıyorum. Yeniliğin avantajı, hiçbir zaman yeni kalmamasıdır. Salyalarınızı akıtmak: benim görevim bu. Benim mesleğimde kimse mutlu olmanızı istemez, çünkü mutlu insanlar tüketmezler. Çektiğiniz acı, ticareti canlandırıyor. Bizim jargonumuzda buna "Alışveriş sonrası düş kırıklığı" deniyor. Size acilen bir ürün gerekiyor; ama ona sahip olur olmaz bir başkasına gereksinim duyuyorsunuz... İhtiyaçlar meydana getirmek için kıskançlığı, acıyı, doyumsuzluğu körüklemek gerekiyor. İşte benim savaş gereçlerim bunlar. Hedefim ise sizsiniz.


24 Kasım 2008 Pazartesi

Kücük Denizkizi Ponyo

Risa, adını Ponyo koydum.
Ponyo ona çok yakıştı.
Üstelik sihir de biliyor.
Elimi yaladıktan sonra,yara kayboldu.

Bu bir deniz kızı değil mi?
Derhal geri denize atın. Yoksa tsunami felaketi olur.
Bir deniz kızı karaya vurursa ardından tsunami gelir.
Bu eski bir efsanedir.

- Hem Ponyo insan olmak istiyor.
- İnsan mı? Aptal ve korkunç bir yaratık olup da ne yapacaksın?
İnsanlar denizdeki canları öldürüyorlar. Ben de bir zamanlar insandım.
İnsanlıktan uzaklaşmak için çok şey feda ettim.

Tatlım, izin ver de Ponyo gerçek bir insana dönüşsün.
Eski bir efsane göre bu mümkün. Eğer o çocuk sadık kalırsa
Ponyo sihir gücünü iade edip gerçek bir insan olabilir.
Aksi taktirde Ponyo zerreciklere ayrılıp yok olacaktır.

Sosuke, Ponyo insan olabilmek için mührü kırdı.
Ponyo'nun bir insan olabilmesi için onu olduğu gibi
benimseyecek bir erkeğin olması şart.
Onun bir balık olduğunu biliyorsun.
Ponyo senin kanını tattığı için bir deniz kızına dönüştü.
Onun yarı insan, yarı balık olduğunu
bilerek onu kabul ediyor musun?




Ponyo, küçük bir Japon balığıdır. Bir gün 5 yaşındaki Sosuke onu deniz kenarında bir kavonozun içinde bulur, çıkarayım derken de eli yaralanır. Balık çocuğun elini yalayıp iyileştirir. Sosuke ona Ponyo ismini koyar ve evine götürür. Fakat onun gaddar babası peşlerinden gelip Ponyo'yu evlerine, yani denizin derinliklerine geri götürür. Ponyo yarayı iyileştirirken insan kanı tattığı için bir deniz kızına dönüşür ve babasından kaçarak, tekrar Sosuke'nin yanına gider. Gider gitmesine de..
Gerisini öğrenmek için izlemeli :)

Ponyo büyük usta Hayao Miyazaki'nin eseridir. Sosuke karakteri torununun bir yansımasıdır. Miyazaki'den izlediğim ikinci şaheserdir, ilki beni pek tatmin etmemiştir. Bana göre fazla pastel ve hayalperest bir dünyası vardı, hani rüya ve gerçek arasında ve fazla yaratıklar dolanıyordu. Fakat Ponyo ilk anından itibaren beni bünyesine aldı. Sarıp sarmaladı.. Çocukların o sevimliliği, o masumiyeti ve o içtenliği.. insanın içindeki kendi çocukluğunu tekrar alevlendirmesi.. Bacak kadar boylarına rağmen dünyaya meydan okumaları.. sevdikleri için ve istedikleri için, birbirlerine güvendikleri için. Rahatından ve konumundan vazgeçen bir deniz prensesi.. Onu koruyup kollayan ufacık bir erkek çocuğu.. İste bunlardan feyz almak lazım. Hani işlerin sürekli ters gitmesine alışık bir zamanda yaşıyoruz ya, hani o animede renkler kararıp, fırtınalar koptuğunda acaba bir felaket mi olacak.. kavuşamayacaklar mı diye endişeleniyoruz ya.. Bizi endişelendirsede, Miyazaki konuyu çok güzel bağlamış, sadece küçük çocukların değil, senin benim gibi büyük çocukların dahi yüzünde koca bir tebessümle izleyeceği, hoş vakit geçireceği başarılı bir hikaye olmus... Hele sonunda "Ponyo, Ponyo, Ponyo" şarkısı insanı daha da bir ısıtmakta :)

Ben bunu Züliş için çevirmiştim, iyi ki de çevirmişim..
Hep büyüklerden değil, bazen de küçüklerin dünyasına bakıp öğreneceğimiz şeyler olduğunu görmek ne güzel. İyi seyirler ^_^


9 Kasım 2008 Pazar

Kara Kitap

# Bana derler tatlı Lola, sevgilisiyim herkesin
# Bir piyanolam var, salonunda evimin
# Tatlı Lola'yım ben, her bir erkek sever beni
# Fakat piyanolama, yanaştırmam kimseyi!
# Bana derler tatlı Lola, sevgilisiyim herkesin
# Bir piyanolam var salonunda evimin
# Ve oradan biri eşlik etmek isterse bana
# Dikerim gözümü, basarım pedalıma

Ich bin die fesche Lola, der Liebling der Saison!
Ich hab' ein Pianola zu Haus' in mein' Salon
Ich bin die fesche Lola, mich liebt ein jeder Mann
doch an mein Pianola, da laß ich keinen ran..
(filmde gecen bir Marlene Ditrich)



Hollanda ne de olsa Almanya'nın bir parçası.

Hepimiz bir çeşit Alman diyalekti konuşuyoruz.

Beni ne kadar aptal sanıyorsun?
Tesadüfen hayatıma çok güzel bir kadın giriyor.
Sonra genel merkeze gelip tesadüfen aradığım
tüm pulları getiriyor.Üstelik bir de yahudi çıkıyor.
Ve bizimle çalışmaya başladığı anda Franken'ın en iyi
casusu öldürülüyor. Ne büyük bir tesadüf, değil mi?

- Çıkmayan candan umut kesilmezmiş.
- Ne umudumuz kaldı ki?
- Tommy'lerin gelmeleri.

Hollanda´nin milli marsi:
# Wilhelmus van Nassouwe, safkan bir Hollandalı
# Ölene dek kalacağım atamın topraklarına bağlı
# Her zaman hür ve korkusuz bir Portakal veliahtı
# İspanya kralına her zaman olmuşumdur saygılı


Zwartboek (2006)

Hollanda 1944… İkinci Dünya Savaşı’nın son yıllarında güzel şarkıcı Rachel, şimdi Avrupa’daki bir çok yahudi gibi ailesinden ayrı, her an Gestapo tarafından yakalanma korkusuyla savaşın bitmesini beklemektedir... Hollanda’da gizlice yahudileri sınır dışına kaçmalarına yardım eden bir avukat olan Mr. Smaal ve karısının evine gelirler. Mr. Smaal, gönülsüzce de olsa, Rachel’I düşman hattından geçirip, müttefik topraklarında ailesiyle buluşması için ayarlama yapacağını söyler. Fakat tehlikeli bir nehir geçişi sırasında, tekneleri Alman devriyelerince pusuya düşürülür. Nazi’ler acımasızca teknedeki herkesi öldürürken Rachel, nehre atlayıp kurtulmayı başarır...

Iste bundan sonra olaylar gelisir..
Insan, savasta kime guvenebilirki?



Bildigim 4-5 dilin bir filmde bir araya gelmesi, bir birliktelik olusturmasi ve ara dil gerekmeden ceviri yapabilmek cok guzel bir olay. "Acaba dogru mu cevirdim" gibi soru isaretleri birakmiyor. Daha cok duygusal agirlikli, kisisel gelisim iceren filmler cevirmeyi seviyorum, fakat Hollanda icin 2006 yilinin medari iftiharini cevirmek benim icin buyuk bir keyif ve onurdu. Filmin buyuk bir kismi calistigim sehirde cekilmistir (Lahey-Den Haag). Iyi seyirler efendim :)

23 Eylül 2008 Salı

BEN X'e tesekkur

Ben X filmini gerçekten severek çevirmistim, izleyen arkadaslarda sag olsunlar benimle hem fikir olduklarini gösterdiler. Aslinda farkli "ilginç" film çevirilerim oldu ama sanirim Ben X insanlarin içinde bir seyleri uyandirdi, bazi insani duygularimizi tetikledi. 20'den fazla tesekkür emaili geldi, bazilarini sizlerle paylasmak isterim:
asil begendiginiz için de ben tesekkür ederim :)

***
İzlediğim bir filmi beğendiğim çok görülmemiştir ama benX gerçekten hoş bir filmdi.. Altyazı sitelerinde sadece sizin çevirdiğiniz altyazı vardı ve bu güzel film anısına size teşekkür etmek istedim.. Cevap yazmanıza gerek yok sadece; teşekkürler..

***
Hayatimda izledigim en guzel filmlerden biri olan Ben X'in altyazisi icin gosterdiginiz emek ve zamana tesekkurler. Elinize saglik, basarilar dilerim..

***
Ben X çevirin muhteşem olmuş, ne diyeceğimi bilemiyorum sabahın köründe damn it! serinlikle beraber içime işledi film, çeviri için saol..

***
Muhteşemdi...
Bunu izlememi sağladığınız için
çoookkk.. çookkk teşekkürler....
Elinize ve aklınız sağlık......
İyi ki varsınız.....
Not: cevap beklemiyorum.

***
merhaba,
email adresinizi BenX filminin altyazısında gördüm.
sadece merak ettiğim şey, acaba KKTC 'de üniversite okudunuz mu? onu öğrenmek istiyorum.
kolay gelsin, saygılar ...

***
dün gece izlediğim filmin sonuna imzanı atmışsın altyazılar sana aitmiş filmin adı BENX teşekkür etmek istedim sadece...

neyse... güzel bak kendine...

***
Merhaba Aybike,
Bu sabah, senin güzide çevirinle bezenmiş olan Ben X adlı şaheseri izledim. Beni içten bir biçimde etkileyen nadir filmlerden biriydi, senin de katkınla tabii ki. Bu güzel filme, ancak bu kadar kusursuz bir altyazı yakışırdı. En küçük bir hataya yer bırakmadan tüm filmi doyasıya yaşamamı sağlayan, akıcı ve yalın bir çeviriye imza atmışsın. Bu harikulade çevirin sayesinde Felemenkçe bir filmi, sanki anadilimmişçesine izledim, sevdiklerime de izlettireceğim. Çeviri kabiliyetine hayran olmamak mümkün değil...

***
Merhaba ve iyi geceler.

Biraz önce seyrettim çeviriniz olan filmi. Tam sonunda "kim olsa da göstersem, kim olsa da söylesem" diye kursağımda kalmışken sizin mail adresinizi gördüm. Bazı olayları da bizzat yaşadığım için geçmişte, eh, açıkçası anıra anıra ağladım burda.

Çeviri için elinizi sağlık.
Selam ve Sevgiler

***
merhabalar!
az önce çevirdiğin ben x filmini izledim hayatımda izlediğim en güzel filmlerden biriydi sana çoookk çooook çoook teşekkür ederim eğer çevirdiğin başka filmler varsa onları da izlemekten çok mutlu olurum bu filmi çevirmekle en azından bana hayatımın en güzel filmini izletme olanağı verdin diline yüreğine sağlık.bir çok insana izletilmesi gereken bir film.dediğim gibi çevirdiğin başka filmler varsa izlemekten çok mutlu olurum..

iyi günler...

***
birşey sormak istiyorum da onun için rahatsız ediyorum. Ben X'i seyrettim.
Çeviri : Aybike Gülfem yazıyordu, sen mi çevirdin türkçeye?
Film çok güzel zaten eline sağlık :) benim de merakım var swedish, norwegian dır falandır. ondan sordum

hadi ya ben swedish sandım gerçekten : ) ayrıca "kokusu bile yeterdi.. henüz keşfedilmemiş bir adada keşfedilmeyi bekleyen bir mevsimin kokusu. o güzel boynunu bana çevirmiş manzayarı seyrederken ben dudaklarımı aynı bir bayrak gibi özgürlüğümün nişanesi olarak oraya nasıl yerleştiriceğimi düşünüyordum." ben hayatımda böyle bir sıfat duymadım ya çok güzel :D neyse teşekkür ederim bilgi için. gerçekten swedish sanmıştım dutch mı$. :)

***
Altyazı çevirmek ayrı bir şey; yaptığın çeviriye kendini adamak ayrı bir şeydir. Aybike'nin yaptığı çevirilere kendini adaması ve çevirirken filmle bütünleşmesi, yaptığı işin kalitesini bir kaç daha arttırıyor. Kendisine bu denli özenli ve özverili çeviri yaptığı için teşekkür ederim.

1 Eylül 2008 Pazartesi

Benimle ol..



Theresa Chan'ın hayatı ve
otobiyografisinden esinlenilmiştir.

Gerçekten var mı gerçek aşk, sevdiğim?
Tabii ki var, sımsıcaksa yüreğin.

Aşk ölmez, her ne kadar bedenler her türlü acıdan ölse de.
Aşk, sadece ne olduğunu bilmediğinde kaybolur.

9 Temmuz 1943'te Sago Lane'de doğmuşum.
Ailem beni seviyor ve benimle gurur duyuyordu.
Ama mutulukları uzun sürmedi.
Sağırlığıma neyin sebep olduğu hakkında fazla bir bilgi yoktu.

İşitmeyi yitirdim. Ve şimdi görmeyi de yitirmiş sayılırım.
Renklerin değiştiğini ve siyah noktalar görmeye başladım.
Ailem tedavi için beni hemen hastaneye götürmedi.
Her sabah doktorlar beni muayeneetmeye geldiklerinde
onlara, bir daha görebilecek miyim diye sorardım.

Kör oldum.
Sessiz ve karanlık bir hapiste yaşıyormuşum gibi geliyordu.
Hayatta olduğum sürece ve cennetin sevgisi tarafından
korunduğum sürece hiçbir şeyin fark etmediğini söylerdim kendime.

1960'ın sonlarında kendimi Amerika'da buldum.
O zamanlar ıngilizce konuşamıyordum.
Ve en önemli şeyler arasında bana konuşmayı öğretmek vardı.
Benim gibi hem sağır hem de kör olan birisi için tamamen
yeni bir dil öğrenmek birçok insana göre çok şaşırtıcı olsa gerek...


Benimle Ol - altyazı
Be with me (2005) - Singapore

Ortada bir niyet varsa,bir çözüm yolu da vardır.
Azim, dünyadaki en zor ve en cesaret kırıcı şeyleri yenebilir.






Haydi gel benimle ol - Sezen
Bende zincirlere sığmayan o deli sevdalardan
Kızgın çöllerde rastlanmayan büyülü rüyalardan
Kolay kolay taşınmayan doludizgin duygulardan
Yalanlardan dolanlardan daha güçlü bir yürek var

Haydi gel benimle ol oturup yıldızlardan
Bakalım dünyadaki neslimize
Ordaki sevgililer özenip birer birer
Gün olur erişirler ikimize

Uzanıp yüreğinin ateşiyle yeniden
Yıldızları tek tek yakacağım
Sarılıp güneşlere sevgimizle göklerden
Mavi mavi taçlar takacağım