14 Aralık 2008 Pazar

99 Francs



Son teslim tarihi olan her şey gibi

insan da bir ürün sayılır.

Ayda 75.000 Frank karşılığında,
hayatımı sizi kandırmakla geçiriyorum.
Birikimlerinizi bir araya getirip
hayalinizdeki arabayı alana kadar
modasının çoktan geçmiş olmasını sağlıyorum.
Sizi kösteklemeyi her daim başarıyorum.
Kafanızın içine girip, sağ beyninize işliyorum.
Arzularınız artık size ait değil.
Benimkileri size empoze ediyorum.

Kokainsiz hayat onun için yeni bir keşifti.
Başkalarına göre televizyonsuz bir hayat gibi diyebiliriz.
Her şey çok yavaş ilerliyor ve çok çabuk sıkıntı veriyordu.
Belki de dünyayı kurtaracak olan sırrı kendine açıklıyordu:
"Can sıkıntısını kabullenmek."

30 saniyelik insan beyninin fiyatı
ne kadar biliyor musunuz?

Her yıl, dünya çapında reklama ayrılan bütçe 500 milyar dolar artıyor.
Bir BM araştırmasına göre bu miktarın sadece %10'nun dünyadaki
açlığı yarıya düşürmek için yeterli olacağını ortaya koymuştur.

Frédéric Beigbeder’in 99 francs İsimli Romanından:
Reklâmcıyım. Kâinatı kirletiyorum. Ben size pis şeyleri bile satan adamım. Asla sahip olamayacağınız o şeylerin hayalini kurduran... Photoshop'ta rötuşlanmış kusursuz bir mutluluk... Kılı kırk yararak oluşturulmuş görüntüler, moda müzikler. Zar zor biriktirdiğiniz paralarla, son kampanyada itelediğim rüyalarınızın arabasını satın almayı başardığınızda ben onu çoktan demode etmiş olacağım. Sizi yenilik bağımlısı yapıyorum. Yeniliğin avantajı, hiçbir zaman yeni kalmamasıdır. Salyalarınızı akıtmak: benim görevim bu. Benim mesleğimde kimse mutlu olmanızı istemez, çünkü mutlu insanlar tüketmezler. Çektiğiniz acı, ticareti canlandırıyor. Bizim jargonumuzda buna "Alışveriş sonrası düş kırıklığı" deniyor. Size acilen bir ürün gerekiyor; ama ona sahip olur olmaz bir başkasına gereksinim duyuyorsunuz... İhtiyaçlar meydana getirmek için kıskançlığı, acıyı, doyumsuzluğu körüklemek gerekiyor. İşte benim savaş gereçlerim bunlar. Hedefim ise sizsiniz.