17 Aralık 2009 Perşembe

sen gelince..


sen gelince aklıma
böyle hafif mayışıyorum
dalıyorum hafif hafif...
seviyorum seni içimden
gülümsemem oluyorsun, gözümdeki ışıltı
sesimdeki o ince tını oluveriyorsun sen gelince aklıma

bu hayat seninle yaşamaya değiyor
dünya katlanılır hale geliyor seninle... ve ötesi
ötesinde de sen varsın, ötesi de sensin
avucumun içine konuyorsun bazen
parmaklarımla seni hapsetmek istiyorum
ama aynı zamanda açıp özgürce bırakmak...
parmaklarımın arasında dolanıyorsun
o halkanın etrafında yoğunlaşıyorsun
içinde adın yazılı olan..
içimde adın yazılı olan

göz yaşım oluyorsun bazen
hani o "inci tanelerin"
artık hüzünden akmıyor canım
sen olduğun için inci inci dökülüyor
hani o parmak uçlarınla sildiğin
hani avuçlarının içine aldığın yüzüm
senin avcunun sıcaklığı mı..
benim yüzümün kızarması mı bilemem
içimi ısıtan o duyguda sen, hep sen

sen bir şekilde hep vardın bende
benim de sende olduğum kadar
ruhumun ruhuna değdiği andan beri
sadece rastlaşmamız birazcık sürdü o kadar
ve sen hep bende olacaksın
bu bedende bu can olduğu sürece
ve kısmetse ondan sonrasında da

bir salkım oluyorsun
bir söğüt oluyorsun su kenarında
dallarını ara sıra salsanda suya..
ilkbahar geldiğinde yine beraber yeşereceğiz
bu son kara kışın olacak
bu son üşümen yalnız başına

ben olacağım bundan sonra
başını yaslayabileceğin bir omuz
saçının okşanacağı bir kucak
senin koruyucu meleğin
dünün, bugünün ve yarının

seni seviyorum, canım..

Gülfem Aybike