11 Temmuz 2007 Çarşamba

Belcika Tatili


Üç gün kafa dinlemek adina Belçika'ya kacmistik. Belki üstümdeki yorgunlugu atarim diye ama nafile :P Hava pek ic acici degildi, zaman zaman yagmur altinda kaldik, surekli kara bulutlar gezdigi icin bazi resimlerde istedigimiz gibi sen sakrak cikmadi. Ki resimleri zaten telefonlarla cektik.

Antwerpen, Bruksel'den daha guzel geldi bize. Belki lisanini daha iyi anladigimizdan olabilir, ya da bizim insanimiza daha yakin oldugundan, bilemiyecegim. Farkli deneyimler edindik. Mesela Antwerpen'da sinamaya gittik, cift dilde altyazi vardi :P Ustte Fransizca, altta Flamanca. Birkac dakika icinde insan beyni alisiyor ve gereken satiri okuyor. Zaten ikisini de okumaya vaktin yetmedigi icin, otomatikmen ust veya alt satiri seciyorsun.

Sonra Bruksel'de aksama dogru karnimiz acikti, daldik supermarkete. Peynir, ekmek, icecek, salata, bir seyler alip borsa binasinin ust basamaklarina ciktik (borsa kapaliydi) 10-15 yabanci genc oturuyordu farkli farkli basamaklarda. Bizde bi guzel ekmek arasi yapip, bir yandan manzarayi seyredip, bir yandan karnimizi doyurduk.



Fortuna heykeli - Sanat ve Kultur Muzesi, Bruksel
Mozaigin orada resim cekerken, guvenlik gorevlileri gelip, cekmemizin yasak oldugunu soyledi. Halbuki muzelerde cogunluk serbest resim cekme (bazi yerlerde flas yasak o kadar). Uyuz insanlar ne olacak. Maalesef fazla vaktimiz yoktu, 2 saat icinde bircok yerini goremeden, daha dogrusu antik caglarda uzunca dolasirken, muzenin baska enterasan yerlerini cabuk cabuk gecmek zorunda kaldik. Ilk defa "mumya" gorduk. Insan ilk gordugunde urperiyor resmen. Cok farkli bir kompozisyon icinde sergilemisler. Odaya ilk girdiginizde goze carpan mumya ve 2 tabutu oluyor. Resim cekecektik ama resimden cok farkli yakindan gormek. Muzenin baska bir kolunda Asya kulturu vardi. Kore, Cin, Hint ve Japon tarihine ait eserler. Fazla vaktimiz kalmadigi icin cabuk gezmek zorunda kaldik oralari.


Park van Brussel, Kraliyet parki
(Shecky aslanin sirtina binmis)

Merkezden Kunstberg sokaginin basamaklarini adim adim tirmanirken, ilk goze batan Kraliyet Kutuphanesi oluyor. Orada sevgili guvenlik gorevlisiyle biraz bozustuk, adam bizi icerde istemedi resmen, vay irkci vay :P Nereye gidiyorsunuz dedi flamanca, sergiye gidiyoruz dedim (ki Avrupa Birligine ait ufak bir sergi varmis), anlamamazliktan geldi, ingilizce nereye gidiyorsunuz dedi, "exhabition" dedim, kelimeyi anlamadi, hiyar bu sefer Fransizca konusmaya basladi. Sen misin oyle diyen.. Bende Hollandaca sert bir tavirlar disarda yazan sergiye geldigimizi soyledim XD, adam bu seferde tamam ilerde solda dedi, ama baska bir yere giremezsiniz dedi. Sanki pek merakliydik, hic kitap gormedikte :P

Kunstberg'in (sanat dagi) zirvesine geldiginizde muze merkezine gelmis oluyorsunuz. Guzel sanatlar, yeni sanatlar, Kraliyet sarayi, parki, Nato sarayi falan dolu cevresi.


Meir - Antwerpen
Carsinin ortasinda bir el ve basparmagin ucunda bir Shecky.

Meir, Antwerpen'in alisveris merkezinin bulungudu sokak. Araba girmeyen genis cadde seckin ve guzel markalarin bulundugu, insanin rahat rahat alisveris yapabilecegi bir sokak. Daha sonrasinda pazar meydanina kadar uzaniyor.

Kraliyet Sarayi, Bruksel
Eger bayrak dalgalaniyorsa, kral is basinda anlamina geliyormus.
Acaba zile bassaydik, kralla gorusebilirmiydik? :Pp


Atomium - Bruksel
Atomium icinde sergilenmis mini cooperlar.

103 metre yuksekliginde olan Atomium, 1958 yilinda Bruksele yapilmis. Belcika o zamanlar 9 eyaletten olusuyormus (simdilerde 10). Bunu simgelemek icin demir elementi secilmis. Demir 9 atomdan olusur. Yuruyen merdivenlerle icerisinde gezebiliyorsunuz, En ust atoma ulasmak icin, alt kattan asansorle yukariya cikiliyor. Sehiri ayaklarinizin altina alan enfes bir manzara, tabii hava guzel oldugunda.

Belcika'ya onceleride gittigim icin yabanci bir yer olmamasina ragmen, bu sefer biraz daha derinden gezip, tanima sansi bulduk. Blogu resimlerle doldurmamak icin picassa'ya yukledim, iyi seyirler efenim ;-)

Belcika resimleri

Slayt gösterisi tavsiye edilir