27 Eylül 2009 Pazar

Bolu'da

Van Bolu

İnsanın memleketine gidişi sanki özüne dönüşü gibi oluyor. Yani en azından ben her Bolu'ya gidişimde öyle hissediyorum, belki de o ana kadar İstanbul'un kalabalığından ve gürültüsünden kurtulmuşluğun bir sevinci ile.

Bolu'da sevdiğim iki güzel insan yaşıyor. Eskiden onlar benim büyümemi uzaktan izlerdi. O zamanlar biz İstanbul'da, onlarda Bolu'da yaşarlardı.. Şimdiyse ben onların yaşlanmalarını uzaktan seyrediyorum. Her sene memlekete kavuşma hissinden hariç, beni gerçekten sevdiklerini bildiğim o iki güzel insana kavuşacağımı bilmenin sevinci ve sıcaklığı kaplıyor içimi. Benim için Bolu onlara eş değerde.


Van Bolu

Asırlara göğüs germiş koca çınarlar gibi, umarım biz de onlarınkine benzeyen bir ömür geçirebiliriz. Yaşlandığımızda birbirmizin yüzüne hala şimdiki gibi mutlulukla bakabiliriz. Sevginin yüceliğini anlamak için insan hep uzaklara bakmaya çalışır nedense, oysa o hemen yanı başımızdadır, tıpkı üstteki resimde olduğu gibi.

26 Eylül 2009 Cumartesi

Yabanci bir Hollanda'li

Bugun kutuphanede devamli gelen musterilerimizden birisi ile ayak ustu epeyce bir konustuk. Kendisinin uzun yillar Fas'da yasadigini bildigim icin, Fas mutfagi ile yeni gelen kitabi kendisine takdim etmistim. O da soyle bir inceledi ve benim zaten kendi yemeklerimi paylastigim bir blogum var dedi..

Konuya yemekten girdik, ama neler neler konustuk. Bu irkcilik ve yabancilik olayina bir Avrupalinin gozunden bakmak, farkli bir acidan olayi anlamami sagladi. Daha dogrusu benden 2 nesil oncesi belki de su anda yasadiklarimzi yasamis olan bir kadinin ayni evrelerden gecmesi cok ilgincti. Tarih gercekten tekerrur ediyor, mekanlar ve insanlar farkli olsa da.

Misal, babasi Hollandali ama annesi Fransizmis. Bir "calisma kampinda" tanismislar savas zamaninda. "Annem her hafta belli bir saatte polise gidip, kendini gostermesi gerekiyordu. Kaldi ki bir isi ciksa ve bir saat gecikse, polis hemen kapiya dayanirmis" diyordu. Hollanda kizarmis patatesi olan "patat"i ile meshurdur. Snackbar olayi var burada. Hani biraz bizim "donerci" kavraminda fast food olayi. Ama iste kadin anlatiyor. 50'li yillarda Hollanda'da kizarmis patatesin ne oldugunu bilmiyorlardi. Annem bize hafta sonlari yaptiginda, yine o pis Fransizin yemegi diye yadirgarlarmis. Bulundugumuz bolgede tek Katolik bizdik, digerleri Protestandi.. bu yuzden bircok aile cocuklari ile oynamamizi istemezdi, onaylamazdi diye anlatti.

Fransa'da yasayan teyzemi ziyarete giderken trende esimle karsilastim. Onun da ilk Avrupa seyyahattiydi. Kendisi bir Fas'li Arap'ti. Su anda Hollanda'da cok Fasli var, ama bunlarin bir cogu Berberi.. hani dagdan inme desem yeri var. En azindan benim tanidiklarim oyle ve sag olsun kadinda beni onayladi. Yine de bu Berberi halkinin 4 cesidi olmasina ragmen sanirim en kazmalarini Hollanda'ya gondermisler :P
Ailem evliligime karsi cikmadi dedi, aksine Hollanda'ya okumaya gelen bircok yabanci uyruklu ogrencileri misafir ediyorduk bize ait olan bir pansiyonda. Zaten o zamanlar bende bir kitapcida calisiyordum, hazirlik oluyan ogrencilere yonelik kitaplar satan. Onlarin bir coguna bisiklet binmesini ogrettim hatta. Sanki o zamani anlatirken.. farkli bir tini hissediyordum kadinin sesinde... Onun icin yabanci birisiyle evlenmeme ailem karsi cikmadi, dinimiz farkli olsa bile.

Onunla evlendikten sonra Fas'a tasindik ve yaklasik 25 sene Hollanda buyuk elciliginde gorev aldim. O zamanlar Fas Fransa'nin etkisi altindaydi ve dil olarak da zaten Fransizca konusuluyordu. Bizim icin Avrupa'dan pek farki yoktu. Bir ilke adim atmissiniz aslinda dedim, yani o zamanlar kitalar arasi ask bir yana, Fas'li biriyle evlenmek sanirim ender rastlanan bir seylerden biriydi dedim. O zamanlar Hollanda'da zaten hic Fas'li yoktu ki dedi. 70'li yillarin basinda ilk Turkler ve Faslilar buraya goc ettiler.

Artik 18 senedir Hollanda'da yasiyoruz. Buraya geri goc ettik. Kocaniz ulkesini ozlemiyor mu diye sordugumda.. Neden ozlesin ki? dedi. Zaten Lahey'in oturdugumuz semtte aynen Fas gibi, arattirmiyorlar kendilerini dedi. Sadece buradaki Fas'lilar gibi degil, o bir Arap, bu yuzden de buradaki Fas toplulugu tarafindan biraz dislaniyor. Bizim bazi yasadigimiz olaylari, kadin kendi gencliginde yasamis, Avrupali olmasina ragmen, hatta Hollandali olmasina ragmen, kendi ulkesinde bir yabanci olarak gorulmesi ne komik. Biz de burada bir "yabanciyiz" her ne kadar topluma ayak uydursan bile.. kendi memleketinde de "Almanci" olarak adlandiriyorlar. Anlamiyorum ya.. Insani neden insan olarak goremiyoruz, anlamiyorum..
Fas'li bir muslumanla evli, onceden Katolik olan Fransiz ve Hollanda melezi bir bayan. Giderken bana "cok gormeli, ve cok okumali, bunu sakin unutma" diye de soylemisti :)

Iste, cumartesi gunleri genelde boyle renkli geciyor...
Gülfem Aybike

23 Eylül 2009 Çarşamba

dag ve ruzgari..

Dağ Rüzgarı
Kaderde senden ayrı düşmek de varmış
Doğrusu bunu hiç düşünmemiştim...
Seni tanımadan
Hele seni böyle deli divane sevmeden
Yalnızlık güzeldir diyordum
Al başını, kaç bu şehirden
Ufukta bir çizgi gibi gördüğün dağlara
Rüzgarın iyot kokularını taşıdığı denizlere git
Git gidebildiğin yere git diyordum
Oysa ki, senden kaçılmazmış
Yokluğuna birgün bile dayanılmazmış.
Bilmiyordum...

Yine de dayanmağa çalışıyorum işte
Bir kır çiçeği koparıyorum gözlerine benzeyen
Geçen bulutlara sesleniyorum ellerin diye
Rüzgar güzel bir koku getirmişse
Saçlarını okşayıp gelmiştir diyerek avunuyorum
Yaşamak seninle bir başka zamanı
Bir başka zamanda seni yaşamak
Herşeyden önce sen
Elbette sen
Mutlaka sen
İster uzaklarda ol
İster yanıbaşımda dur
Sen ol yeter ki bu zaman içinde
Ben olmasam da olur
Seni bir yumağa sarıyorum yıllardır
Bitmiyorsun
Çaresizliğim gün gibi aşikar
Su olup çeşmelerden akan güzelliğin
İnceliğin ışık ışık yüzüme vuran
Sen güneş kadar sıcak
Tabiat kadar gerçek
Sen bahçelerde çiçekler açtıran
Sudan, havadan, güneşten yüce varlık
Sen, o tek sevgi içimde
Sen görebildiğim tek aydınlık

Bir nefes de benim için al
Havasızlıktan öldürme beni
Bulutlara, yıldızlara benim için de bak
Susadım diyorsam
Bir yudum su içmelisin
Ben yorulduysam sen uyumalısın
Ellerim sevilmek istiyor
Saçlarım okşanmak istiyor
Dudaklarım öpülmek istiyor
Anlamalısın.

Ağaçların yeşili kalmadı
Gökyüzünün mavisi yok
Bu dağlar o dağlar değil
Rüzgarında kekik kokusu yok
Kim bu çaresiz adam
Bu kan çanağı gözler kimin
Kaç gecedir uykusu yok
Gündüzü yok
Gecesi yok
Yok
Yok
Anladım
Sensiz yaşanmaz bu dünyada
İmkanı yok.


Ümit Yaşar Oğuzcan

8 Eylül 2009 Salı

ceviriler hakkinda :)

Ben x filmine yaptığın çeviri için sana minnettarım...Sayende böyle güzel bi yapıt'ı, anlayarak izledim...Çok teşekkür ederim. Hoşçakal.
***
Het was een film, die eerste 20 jaar van mijn leven in beelden heeft gebracht...Ik ken dat helemaal.. eenzaamheid..machteloosheid..en altijd een troost zoeken bij.. naasten.. dieren.. zee... nacht.. sterren.. Continu een denkwijze van BenX, Ben NiX..en het achterliggende gedachte die je uiteindelijk het spoor laat volgen tot de dood..dan volgen de ongeslaagde pogingen tot plegen van zelfmoord..

Ik ben uw zeer dankbaar voor ondertiteling van deze film...Men heeft nu het verhaal vanuit de ogen van diegene gezien die geplaagd werd.. Ik geloof er heilig in dat deze film zeer zeker de denkwijze..gedrag.. van meesten zal veranderen...!

Cok guzel bir ceviri idi.. simdi insanlar anadilde flamenkce olan bir filmi sizin sayenizde anliyabilecekler...tekrar emeginize saglik.
****
Ben-x'i izledim yeni. O kadar güzeldiki...
Bir filmi,sanat eserini Türkçe'ye öyle güzel aktarmışsınız ki, çeviriniz filmin güzelliğine güzelik katmış. Film biter bitmez mail adresinizi gördüm ve hiç beklemeden Türkiye için geç bir saat olsa da hemen mail atmak istedim.Teşekkür etmek için.

Çok güzel filmlerin çevirilerini yapmışssınız, özenle seçtiniz, sanırım. Çoğunu izledim ama izlememiş olduğum filmler de var, en kısa zamanda onları da izlemeye çalışacağım.
****
BenX filmini izledim az önce bi arkadas tavsiyesi ile ve alt yazıyı cevirip bize anlayarak izleme imkanı sagladıgın için teşekkür etmek istedim.. Sana ait bi blog site yada mekan varsa diğer çevirdiğin filmleri de izlemek isterim.. Çünkü film seçme konusunda gayet zevkli birisin anlasılan..
****
selamlar.. filmi geçte olsa izledim alt yazısında senin çevirini kullandım . çok güzel olmuş ellerine sağlık. aslında ben filmi ingilizce pratiği yapma amaçlı almıştım ama farklı bir dille karşılarştım.. onu soracaktım.. baya ingilizce kelime kullanıyorlar ama filmin asıl dili nedir acaba?
****
nette fılm izlemek istedım sağa sola tıkladım netıcede bı yere vardım ve bır sıtede ben x filmini izledim...dili ne bakmadım ama pek de duydugumuz bir dil değildi...buna ragmen bence super cevırmışsın..en azından psikolojık bir filmin replıklerı çok onemlıdır ve ben fılmı anladım gibi.. fılmın sonunda bu adres vardı teşekkür edeyım dedım. her işinde başarı dilerim. hoşçakal
****
Az önce sizin altyazısını yazdığınız (en azından ben öyle olduğunu sanıyorum) BenX adlı filmi izledim. Kurgu, teknik, konu ve işleniş bakımından izlediğim en güzel filmlerden biriydi. Dili de İngilizce olmadığı için çeviri yapacak kişi de azdır büyük ihtimalle. Bu işi üstlenip benim böyle bir filmle tanışmamı sağladığınız için teşekkür ederim. Emeğinize sağlık... Saygılarımla.
*****
Rüya filmi için teşşekür etmek sitedim.Kim Ki-Duk un filmlerini çok
seviyorum ve ne zamandır alt yazısı beklyiroum bu filmin.Bugun
izledigim ve sana da teşşekür etmek istedim.Emeğine sağlık.
****
Merhaba, Kim Ki Duk'un siz tarafından çevrilmiş filmini az önce izledim ve gerçekten size teşekkür etmek bir zorunluluk. Siz olmasaydınız kendi bu ruh halimle özdeşleşen filmi izleyemeyecek ve çıkarımlarda bulunamayacaktım.
elinize sağlık.
***
Ben bi-mong'u izledim. Sonunda (dream) sizin mail adresinizi görünce aklıma geldi. Belki yardımcı olabilirsiniz diye düşündüm. Ben Kim Ki-Duk'un filmlerini arıyorum. Torrent sitelerinde bulamadım. Acaba sizin önerebileceğiniz bi adres var mıdır?
****
Slmlar.. BenX' in çevirisi için teşekkür ederim. Hata yok ve senkronizasyon çok iyi. Başka çeviri yaptınız mı? Altyazılarınızın olduğu bir site var mı? Varsa yazar mısınız?
***
Sevgili arkadaş, Uzun bir süredir yaptığın film altyazı çevirilerini takip ediyorum.
Gerek Türkçe imla kurallarına uygun yaptığın çeviriler gerekse orijinal İngilizce metne olan bağlılık ve mota mot olmayan düzgün çevirilerin için teşekkür ederim.

Ellerine sağlık.
***
Bu akşamda yine senin emeğinle Oorlogswinter filmini izledim güzeldi. İnşallah daha çoook teşekkür edicem sana. Hayatta başrılar..
***
Bu muhteşem filmi, çevirilerin ile bize izlettiğin için teşekkürler.
BenX filmini kolay kolay unutamıyacağım galiba...
***
yi günler ben bir japon dizisi seyrettim baştan sona hatta özel bölümüne kadar , amaç dilde ve japonların sosyal hayatlarında nasıl olduklarına dair bilgi edinmemdi. Siz nerelisiniz ? Mrk ettim (: ... Japon 'mu yoksa Türkiyeli mi ve adınız nedir. Cevabınızı bekliyorum

--- Wakarimachita ... Netten araştırdım Türkiyeli olduğunuzu öğrenmiştim.
Kaç dil biliyorsunuz bu arada gülfem abla. Japoncaı nasıl öğrendiniz ?
***
99frank filmini o kadar güzel çevirmişsin ki, izlerken başımız döndü...

--- japon, rus ve ingilizce filmleri görüyorum listede. bu dilleri de tercüme edecek derece bilmene şaşırdım doğrusu :)

****
Çevirileriniz www.animefreak.tv de ki animelerde yayınlanıyor. Lakin yaptığınız iş gerçekten çok güzel ellerinize sağlık.
Bu çeviri işlerini neye göre yapıyorsunuz? İzlenme durumuna göre mi yoksa isteğe göre mi?
****
örneğin I am sorry, I love you.. bi kaç tane filmde daha siz çevirmiştiniz..
en son izlediğim koma dizisindede ortak çalışma yapmışsınız...
:))
bende de bir kore filmleri hastalığı başladı... her gece 3-4 tane film izliyorummm...
çoğu çeviride sizin isminizi gördüğüm için merak ettim nereli bu aybike ne yer ne içer... bu filmleri nereden bulur diee :)))

şaka bir yana gerçekten sizinle tanıştığıma çok memnun oldum ...

***
Ponyo'nun alt yazısını sizmi çevirdiniz. Eğer siz iseniz çok teşekürlerrr..
Hayao Miyazaki hayranıyım. Bu filmi merakla bekliyordum. Malesef elimdeki kopya pek iyi değil ama olsun diyorum. İlk sizin tercümenizle seyrediyorum.
***
Selam.
Oseam animesini güzel çevirin yardımı ile izledim.
Altyazı için teşekkürler.
Bu animenin OST var mı? Varsa nasıl bulabilirim.
Şimdiden teşekkürler.
****
"im sorry i love u" isimli kore dizisini izliyorum da altyazi cevirisini yapmissin sanirim gercekten bayildim diziye emeginden dolayi tesekkur etmek istedim


Gülfem Aybike

5 Temmuz 2009 Pazar

7 numara

Cok severek takip ettigim ve bu gunlerde yine TRT'de bilmem kacinci tekrari gosterilen dizi :) Bazi bolumlerini defalarca izlemis olmama ragmen, yine de izlerim.. yine de izlerim :)

Sıfır Bir Değer Değildir (7. Bölüm)
Sıfır bir değer değildir. Bir sayı bile degildir. Ancak başka bir sayının yanına gelince değer yaratır, tıpkı sevda gibi. Sevdanın da tek başına değeri yok. İlle de biri olmalı. Sıfır ne kadar çoksa sayı o kadar çoğalır. Sevda ne kadar çoksa insan o kadar çoğalır, büyür.
Sana dese ki biri, "sevdamı al, kendine ekle, bir ömür ile çarp, sonra sonsuza eşitle". Yine değeri sıfır mı olur senin için?
Sarmaşık (73. Bölüm)
Bir varmış, Bir yokmuş.
Bahçenin birinde, güneşe sevdalı bir gündöndü yaşarmış. onun dibinde de gündöndüye sevdalı bir sarmaşık. Gündöndünün gövdesine sımsıkı sarılır, yüzünü ona dönsün, onu sevsin diye umutla beklermiş. Gündöndü ise her sabah güneş doğduğunda yüzünü sevdayla göğe çevirip hayran hayran güneşi seyredermiş. Sarmaşıkçık çaresiz, daha bir sıkı sarılırmış gündöndüye. Ama nafile, gündöndünün aklı güneşte. Akşam olup da güneş battığında sevdiğini yitiren gündöndü boynunu büker, içine kapanır kalırmış üzüntüden. Sarmaşık daha sıkı, daha sıkı yapışırmış o zaman. Gelgelelim sabah olduğunda, gündöndünün yüzünü kendisine çevirmeyeceğini, günesle onun arasına giremeyeceğini bir daha anlarmış.
Ama bir sabah, minik sarmaşık uyanınca ne görsün: ilk defa sevgili gündöndüsünün yüzü güneşe değil, kendine dönük. Sevinçten az kalsın çığlık atacakmiş ki gündöndüsünün öldügünü anlamış. Çünkü sarmaşık, sevdiğinin yüzünü kendisine çevirmek için onun gövdesine sarıldıkça, yavaş yavaş onu boğduğunu, öldürdüğünü hiç farketmemiş. Gündöndü ölünce sarmaşığın sarılacağı bir sey de kalmamış. Zamanla o da sararıp solmuş. Sonra çiftçinin biri gelmiş, ikisini de bir kenara koparıp fırlatmış.



Kova (88. Bölüm)
(Haydar'ın Armağan'a anlattığı hikaye)
Bir sucu boynuna astığı uzun bir sopanın ucuna astığı iki büyük kovayla su taşırmış. Kovalardan biri çatlakmış, sağlam olan kova her seferinde ırmaktan patronun evine giden uzun yolu dolu olarak tamamlarken, çatlak kova içine konan suyun sadece yarısını eve ulaştırabilirmiş. Bu durum iki yıl boyunca hergün devam etmiş; sucu her seferinde patronun evine sadece bir buçuk kova su götürebiliyormuş. Sağlam kova başarısından gurur duyarken, zavallı çatlak kova görevinin sadece yarısını yerine getiriyor olmaktan utanç duyuyormuş. Bir gün çatlak kova ırmağın kıyısında sucuya seslenmiş: "Kendimden utanıyorum ve senden özür dilemek istiyorum". "Neden" diye sormuş sucu. Kova cevap vermiş: "çünkü ben çatlak bir kovayım". Sucu demiş ki: "Patronun evine dönerken yolun kenarındaki çiçekleri farketmeni istiyorum, yolun sadece senin tarafında çiçekler olduğunu, diğer kovanın tarafında hiç çiçek olmadığını farkettin mi? Yolun senin tarafına çiçek tohumları ektim ve hergün ırmaktan dönerken sen onları suladın, ben de bu güzel çiçekleri toplayıp, patronumun evini süsleyebildim".
(Ve devamında Haydar Armağan'a der ki) "Geçtiğin heryerde çiçek açtırıyorsun, hiç birşey yapmasan da olur".

http://www.yedinumara.net/